Kelime & Referans
İngilizce Atasözleri ve Deyimler (Türkçe Karşılıklarıyla)
En sık kullanılan İngilizce atasözü ve deyimleri, gerçek anlamı ve Türkçe karşılığıyla derledik.
Su Hoca
Dil Eğitim Koordinatörü
Bir dili gerçek anlamda anlamak, sadece gramer kurallarını bilmekle değil, o dilin atasözlerini ve deyimlerini tanımakla da mümkündür. Atasözleri ve deyimler bir kültürün ortak aklını taşır; çoğu zaman birebir çevrildiğinde anlamsız görünür ama Türkçede karşılığı olan bir deyimle eşleştirildiğinde hemen anlam kazanır. Bu rehberde en sık kullanılan İngilizce atasözü ve deyimleri, gerçek anlamlarıyla ve Türkçe karşılıklarıyla bir araya getirdik.
Atasözleri (Proverbs)
| İngilizce | Gerçek Anlamı | Türkçe Karşılığı |
|---|---|---|
| Actions speak louder than words. | Eylemler kelimelerden daha yüksek sesle konuşur. | Lafla peynir gemisi yürümez. |
| Better late than never. | Hiç gelmemektense geç gelmek daha iyidir. | Geç olsun güç olmasın. |
| Don't count your chickens before they hatch. | Yumurtadan çıkmadan tavuklarını sayma. | Dereyi görmeden paçaları sıvama. |
| Practice makes perfect. | Pratik mükemmelleştirir. | Alıştıra alıştıra ustalık kazanılır. |
| The early bird catches the worm. | Erken kalkan kuş solucanı yakalar. | Erken kalkan yol alır. |
| When in Rome, do as the Romans do. | Roma'dayken Romalılar gibi davran. | Girdiğin yerin adetine uy. |
| Out of sight, out of mind. | Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. | Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. |
| Every cloud has a silver lining. | Her bulutun gümüş bir kenarı vardır. | Her işte bir hayır vardır. |
| A picture is worth a thousand words. | Bir resim bin kelimeye bedeldir. | Bir resim bin kelimeye bedeldir. |
| Don't judge a book by its cover. | Bir kitabı kapağına göre yargılama. | Dış görünüşe aldanma. |
| No pain, no gain. | Acı yoksa kazanç da yoktur. | Zahmetsiz rahmet olmaz. |
| Time heals all wounds. | Zaman tüm yaraları iyileştirir. | Zaman her şeyi unutturur. |
| Where there's a will, there's a way. | İrade varsa yol da vardır. | İsteyen her şeyi yapar. |
| Two wrongs don't make a right. | İki yanlış bir doğru etmez. | İki yanlış bir doğru etmez. |
| An apple a day keeps the doctor away. | Günde bir elma doktoru uzak tutar. | Günde bir elma doktoru evden uzak tutar. |
| Honesty is the best policy. | Dürüstlük en iyi politikadır. | Doğruluk en iyi siyasettir. |
| A friend in need is a friend indeed. | İhtiyaç anındaki dost gerçek dosttur. | Dost kara günde belli olur. |
| Don't put all your eggs in one basket. | Tüm yumurtaları bir sepete koyma. | Bütün parayı tek yere yatırma. |
| Look before you leap. | Atlamadan önce bak. | Bin ölç bir biç. |
| You can't have your cake and eat it too. | Pastanı hem yiyip hem elinde tutamazsın. | Hem oturup hem kalkamazsın. |
Deyimler (Idioms)
| İngilizce | Gerçek Anlamı | Türkçe Karşılığı |
|---|---|---|
| Break the ice | Buzu kırmak | Ortamı yumuşatmak, ilk adımı atmak |
| Piece of cake | Pastanın bir dilimi | Çocuk oyuncağı |
| Hit the books | Kitaplara vurmak | Sıkı ders çalışmak |
| Once in a blue moon | Mavi ayda bir kere | Kırk yılda bir |
| Cost an arm and a leg | Bir kol ve bir bacağa mal olmak | Çok pahalıya patlamak |
| Under the weather | Havanın altında | Keyifsiz, hasta hissetmek |
| Hit the sack | Çuvala vurmak | Yatmaya gitmek |
| Spill the beans | Fasulyeleri dökmek | Sırrı ifşa etmek |
| Let the cat out of the bag | Kediyi çantadan çıkarmak | Sır vermek, ağzından kaçırmak |
| On the ball | Topun üzerinde | Uyanık, işine hakim |
| A blessing in disguise | Kılık değiştirmiş bir nimet | Aslında hayırlıymış |
| Bite the bullet | Kurşunu ısırmak | Zor bir şeye göğüs germek |
| Get out of hand | Elden çıkmak | Kontrolden çıkmak |
| Miss the boat | Tekneyi kaçırmak | Fırsatı kaçırmak |
| Speak of the devil | Şeytandan bahsetmek | İtin adını an, kulağını tut |
| Beat around the bush | Çalının etrafında dolaşmak | Lafı dolandırmak |
| Kill two birds with one stone | Bir taşla iki kuş vurmak | Bir taşla iki kuş vurmak |
| Call it a day | Güne son vermek | İşi bugünlük bitirmek |
| Cut corners | Köşeleri kesmek | Kestirmeden gitmek, işi savsaklamak |
| Get cold feet | Ayakları soğumak | Son anda korkmak, vazgeçmek |
| Hang in there | Orada asılı kal | Pes etme, dayan |
| It's not rocket science | Roket bilimi değil | Zor bir şey değil |
| Sit on the fence | Çitin üstünde oturmak | Kararsız kalmak, taraf tutmamak |
| Under one's belt | Kemerinin altında | Deneyim kazanmış olmak |
| Break a leg | Bacağını kır | Bol şans (tiyatro/sahne öncesi) |
| Get the ball rolling | Topu yuvarlamaya başlamak | Bir işi başlatmak |
| Go the extra mile | Fazladan bir mil gitmek | Fazladan çaba göstermek |
| On thin ice | İnce buz üzerinde | Riskli/tehlikeli bir durumda olmak |
| Read between the lines | Satır aralarını okumak | Kapalı anlamı sezmek |
| The ball is in your court | Top sende | Karar sırası sende |
| Time flies | Zaman uçuyor | Zaman su gibi akıp gidiyor |
| Turn a blind eye | Kör bir göz çevirmek | Görmezden gelmek |
| Wrap your head around | Kafanı bir şeyin etrafına sarmak | Bir şeyi kavramaya çalışmak |
| A dime a dozen | Düzinesi on sent | Çok yaygın, sıradan |
| Back to square one | Bir numaralı kareye geri dönmek | Başa dönmek |
| Burn the midnight oil | Gece yarısı yağını yakmak | Gece geç saatlere kadar çalışmak |
| Cross that bridge when we come to it | O köprüyü geldiğimizde geçeriz | Sırası gelince düşünürüz |
| Get the hang of it | İşin sırrını kapmak | Bir şeyin nasıl yapılacağını öğrenmek |
| Hit the nail on the head | Çiviye tam kafasından vurmak | Tam üstüne basmak |
| In the same boat | Aynı teknede | Aynı durumda olmak |
Sınavlarda aşırı kullanma uyarısı
IELTS ve YDS gibi sınavların speaking veya writing bölümlerinde deyim kullanmak dili zenginleştirse de, her cümlede bir deyim sıkıştırmaya çalışmak yapay ve zorlama bir izlenim bırakır. Sınavlarda değerlendiriciler doğal ve bağlama uygun kullanım ararlar; bu yüzden bir deyimi ancak tam yerinde ve doğru anlamıyla kullanabileceğinizden eminseniz tercih edin.
Bir deyimi doğru yerde kullanmak dili zenginleştirir; yanlış yerde kullanmak ise anlaşılmayı zorlaştırır. Emin değilseniz, daha sade bir ifadeyi tercih edin.
Nasıl çalışılır?
- Haftada 5-6 deyim veya atasözü seçip günlük hayatınızdan bir örnek durumla eşleştirin.
- Bir dizi veya filmde duyduğunuz bir deyimi not alıp anlamını araştırın; bağlam içinde öğrenilen deyimler çok daha kalıcı olur.
- Türkçe karşılığını bilmek anlamı hızlı kavramanızı sağlar, ama gerçek İngilizce anlamını da mutlaka öğrenin; çünkü bazı deyimlerin birebir Türkçe karşılığı yoktur.
Atasözleri ve deyimler, bir dili sadece doğru değil, aynı zamanda doğal ve etkileyici konuşmanın da anahtarıdır. Zamanla bu ifadeleri doğru bağlamda kullanmaya başladığınızda, İngilizceniz çok daha akıcı ve kültürel açıdan zengin bir hal alır.
İlgili Programlar
İlgili içerikler
Yorumlar
Düşüncelerini paylaş
Yorumun yayınlanmadan önce onayımızdan geçer. Anlamlı katkıların için teşekkürler.
Akış Metodu ile öğren
Öğrenme tipinize uygun, kişiselleştirilmiş bir programla başlayın.