Kelime & Referans
En Sık Kullanılan Phrasal Verbs Listesi ve Örnek Cümleler
Günlük konuşmada en çok geçen phrasal verbs'leri anlam, örnek cümle ve Türkçesiyle bir arada bulun.
Su Hoca
Dil Eğitim Koordinatörü
Phrasal verbs (deyimsel fiiller), bir fiil ile bir veya iki edatın birleşmesinden oluşur ve çoğu zaman fiilin asıl anlamından tamamen farklı bir anlam taşır. Günlük İngilizce konuşmanın büyük bir kısmı phrasal verbs üzerine kuruludur; bu yüzden IELTS speaking gibi sınavlarda da doğal bir dil kullanımı göstergesidir.
Separable (ayrılabilir) ve inseparable (ayrılamaz) fark
Bazı phrasal verbs'lerin nesnesi fiil ile edatın arasına girebilir, bazılarında ise giremez.
- Separable: turn off the light = turn the light off (ışığı kapat) — ikisi de doğru. Ancak nesne zamir olduğunda (it, them) mutlaka araya girer: turn it off doğru, turn off it yanlış.
- Inseparable: look after the baby doğru, ama look the baby after yanlış. Bu tür fiillerde edat ile fiil hiçbir zaman ayrılmaz.
Günlük hayat ve rutinler
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| wake up | uyanmak | I wake up at 7 every day. | Her gün saat 7'de uyanırım. |
| get up | yataktan kalkmak | She gets up early on weekdays. | Hafta içi erken kalkar. |
| get dressed | giyinmek | Get dressed quickly, we're late. | Çabuk giyin, geciktik. |
| turn on/off | açmak/kapatmak | Turn off the TV, please. | Lütfen TV'yi kapat. |
| clean up | temizlemek | We need to clean up the kitchen. | Mutfağı temizlememiz lazım. |
| pick up | almak/toplamak | I'll pick up the kids from school. | Çocukları okuldan alacağım. |
| put away | yerine kaldırmak | Put away your toys. | Oyuncaklarını kaldır. |
| go out | dışarı çıkmak | We went out for dinner last night. | Dün gece yemeğe çıktık. |
İş ve okul hayatı
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| hand in | teslim etmek | Please hand in your homework. | Lütfen ödevinizi teslim edin. |
| carry on | devam etmek | Carry on with your work. | İşine devam et. |
| figure out | çözmek/anlamak | I can't figure out this problem. | Bu problemi çözemiyorum. |
| set up | kurmak | They set up a new company. | Yeni bir şirket kurdular. |
| take over | devralmak | She took over the project. | Projeyi devraldı. |
| fill out | doldurmak (form) | Fill out this form, please. | Lütfen bu formu doldurun. |
| come up with | bulmak (fikir) | He came up with a great idea. | Harika bir fikir buldu. |
| point out | belirtmek | She pointed out a mistake. | Bir hata belirtti. |
| put off | ertelemek | Let's put off the meeting. | Toplantıyı erteleyelim. |
| catch up | yetişmek/telafi etmek | I need to catch up on my emails. | E-postalarıma yetişmem lazım. |
Duygular ve ilişkiler
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| get on with | iyi geçinmek | I get on well with my sister. | Kız kardeşimle iyi geçinirim. |
| fall out with | küsmek/tartışmak | He fell out with his best friend. | En yakın arkadaşıyla küstü. |
| break up | ayrılmak | They broke up last month. | Geçen ay ayrıldılar. |
| make up | barışmak | We made up after the argument. | Tartışmadan sonra barıştık. |
| look forward to | dört gözle beklemek | I look forward to seeing you. | Seni görmeyi dört gözle bekliyorum. |
| cheer up | neşelenmek | Cheer up, everything will be fine. | Neşelen, her şey düzelecek. |
| calm down | sakinleşmek | Please calm down and explain. | Lütfen sakinleş ve anlat. |
| get along with | anlaşmak | They get along with everyone. | Herkesle iyi anlaşırlar. |
Seyahat ve hareket
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| take off | kalkış yapmak (uçak) | The plane takes off at 6 pm. | Uçak saat 18:00'de kalkıyor. |
| check in | giriş yapmak | We checked in at the hotel. | Otele giriş yaptık. |
| check out | çıkış yapmak | Check-out time is noon. | Çıkış saati öğlen. |
| get on/off | binmek/inmek | Get on the bus at this stop. | Bu durakta otobüse bin. |
| set off | yola çıkmak | We set off early in the morning. | Sabah erkenden yola çıktık. |
| drop off | bırakmak (biri/bir şey) | Can you drop me off here? | Beni burada bırakabilir misin? |
| show up | ortaya çıkmak/gelmek | He didn't show up to the party. | Partiye gelmedi. |
Para ve alışveriş
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| pay back | geri ödemek | I'll pay you back tomorrow. | Yarın sana geri ödeyeceğim. |
| save up | biriktirmek | She's saving up for a new car. | Yeni bir araba için para biriktiriyor. |
| pay off | tamamen ödemek | We paid off our loan. | Kredimizi tamamen ödedik. |
| run out of | tükenmek | We ran out of milk. | Sütümüz bitti. |
| give away | bağışlamak/hediye etmek | He gave away his old books. | Eski kitaplarını bağışladı. |
Phrasal verbs'leri tek tek ezberlemek yerine, bir tema etrafında gruplandırıp gerçek cümlelerde kullanmak kalıcılığı büyük ölçüde artırır.
Nasıl çalışmalı?
- Her hafta bir tema seçin (iş hayatı, seyahat, duygular gibi) ve o temadaki 8-10 phrasal verb'ü öğrenin.
- Her birini kendi hayatınızdan bir cümlede kullanın; genel örnek cümleleri ezberlemek yerine kişisel bağlam kurun.
- Separable olanları zamirle (it, them) test ederek doğru sırayı pekiştirin.
- Bir hafta sonra aynı listeyi gözden geçirip hangi fiilleri unuttuğunuzu belirleyin.
Phrasal verbs, İngilizceyi kitap dilinden çıkarıp gerçek konuşma diline taşıyan en önemli yapı taşlarından biridir. Düzenli ve bağlam içinde çalışıldığında kısa sürede doğal bir şekilde kullanılmaya başlanır.
İlgili Programlar
İlgili içerikler
Yorumlar
Düşüncelerini paylaş
Yorumun yayınlanmadan önce onayımızdan geçer. Anlamlı katkıların için teşekkürler.
Akış Metodu ile öğren
Öğrenme tipinize uygun, kişiselleştirilmiş bir programla başlayın.